YALNIZ ADAM

YALNIZ ADAM

Dolaşır, düşünür, gezer
Kalır başbaşa hayalleriyle
Bakar Antakya büyüklüğünde bir aynaya
Kendini görür
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Başında güneşlerden bir tac
Gözleri ufkun en ırağında
Hayali yıldızdan yıldıza sıçrar
Dönüp kendine baktığında bulduğu
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Kalabalıklar içinde o yalnız
Yalnız doğmuş yalnız yaşar ve yalnız ölür
Duyunca ölüm sözünü korkar, irkilir
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Düşünür, tetkik eder tahliller yapar
Arar gerçeği, kafa yorar ve sorar:
Niçin bunca süslenir bu kadınlar?
Döner bu soruyu kendi cevaplar
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Aç-susuz, uykusuz kalır
Parasız pulsuz kalır
Yine de vazgeçemez kabadayılıktan
Ezilir, büzülür, kıvranır
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Taşıdığı mangal gibi yürektir ama
Gönlü bir kıl kadar incedir
Başkaları nutuklardan almazken
O bir söz duysa
Alınır, kırılır, burkulur
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Sabah akşam demez, gece gündüz demez
Dolaşır durmadan dolaşır, dolaşır…
Gitse bir gün Antakya’nın dışına
Gözlerinde tüllenir Antakya
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Görünce çocukların büyüdüğünü
Yılların geçtiğinin farkına varır
Şehri dalgın dalgın gezerken
İrkilir sessiz bir çığlıkla
Bu; ölüm çığlığıdır cemiyetin
Genç adam çırpınır davranır seslenir
Sesine sadece biri ses verir
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Kavgayı bilmez, öğrenmemiştir
Kendisiyle kavgasını saymazsanız
Nerede bir olumsuzluk görse, çatmak istese
Hemen karşısını dikiliverir
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Hayatı ideal yaşamak ister
İdeali ararken normali de kaybeder
Hayat bir yarıştır der yarışır
Kalmayınca yarışacak bir kimse
Tutar kendiyle yarışır
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Biraz deliyim der
Deliliğimi bilecek kadar da aklım var
Başı döner aklı karışır
İflas etmişse de felsefe
Henüz ölmemiştir mantık tartar
Bakar ki ağır gelen kefede
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Hayatta birçok arkadaşı olmuştur ama
Bir hayat arkadaşı asla
Ne zaman paylaşmak için uzatsa elini
Yalnız bir kişi uzatır ellerini
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Beyni en keskin fikirlerle yoğrulur
Yüksek tansiyonda yeni terkiplere ulaşır
“Antakya’ya geldinse Havari olman gerek
Antakyalı biriysen Habibi Neccar”
Hükmünü verir
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Yürür durmadan yürür, yürür…
Buna yürümek değil kaçmak denilir
Olaylardan, insanlardan, gerçeklerden
Doğrusu kendinden kaçmak denir
Yerinde saydığı bu kaçışın sonunda
Yine kendine varır
Antakya sokaklarında bir yalnız adam

Ağustos 1993, Antakya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest